Kriter, Sabah ve Insight Turkey’de yayımlanan seçilmiş yazılardan, ana savı koruyan kısa okumalar. Özeti inceleyin, ardından özgün yazıya doğrudan geçin.
01
Sabah
Yapay Zekâ Dünyasında Tehlike Çanları Mı Çalıyor?
Yapay zekâ şirketlerinden ayrılan araştırmacıların güvenlik ve etik uyarıları, daha güçlü sistemlerin hangi kurallarla ve kimin kararlarıyla geliştirildiği sorusunu gündeme taşıyor. Yazı, eleştirel istifaları yaklaşan bir felaketin kanıtı saymıyor ve sektör genelinde ayrılmaların hızlandığını gösterecek kapsamlı verilerin bulunmadığını özellikle belirtiyor. Eyleme geçebilen ajanlarda güvenliğin yalnızca model başarısıyla değil; sınırlı yetki, insan onayı, hataların fark edilmesi, geri alınabilirlik ve sistemin durdurulabilmesiyle ölçülmesi gerektiğini savunuyor. Mahremiyetin ticarileşmesi, özgün içerik üreticilerinden platformlara değer aktarımı ve kritik altyapıda az sayıda sağlayıcıya bağımlılık, dijital feodalite ve teknolojik egemenlik açısından birlikte ele alınıyor. Teknolojinin faydalarını reddetmeden bağımsız testleri, gerçek hesap verebilirliği, çalışanların güvenle uyarı yapabilmesini ve anlamlı insan denetimini güçlendiren ihtiyatlı bir iyimserlik öneriliyor.
Dijital Çağın Emperyalist Gücü: Veri Sömürgeciliği ve Yapay Zekâ
Yapay zekâ ekosistemindeki üstünlük, yalnızca pazar payıyla değil; bilgi, etik ve siyaset üzerinde kurulan güçle ölçülüyor. Yazı, geçmişte hammaddelere yönelen sömürgeciliğin bugün insan zihnini, dili, kültürü ve davranış verilerini hedef aldığını savunuyor. Yerel bilgi, bağlamından koparıldığında küresel platformlar için işlenebilir ve ticarileştirilebilir bir kaynağa dönüşüyor. Egemen yapay zekâ iddiasının, çip ve bulut altyapısı dışarıya bağımlıyken eksik kalacağı vurgulanıyor. Gerçek dijital egemenliğin kritik minerallerden çiplere, veriden modellere ve enerji altyapısına uzanan bütüncül bir strateji gerektirdiği sonucuna varılıyor.
Yapay Zekâ Egemenliği, Yerli Altyapı ve Tedarik Zinciri
Yapay zekâ egemenliği yalnızca yerli bir model veya sohbet robotu geliştirmekten ibaret değil. Veri merkezleri, soğutma sistemleri, enerji, denizaltı kabloları, çipler ve kritik mineraller aynı stratejinin parçaları. Hızlandırıcı pazarındaki Nvidia ağırlığı, TSMC’nin üretim kapasitesi ve Çin’in nadir toprak elementleri işleme gücü küresel darboğazlar yaratıyor. Türkiye’nin savunma sanayiindeki yerlileşme tecrübesi ve ARF ACC gibi altyapıları önemli bir temel sunsa da donanım bağımlılığı sürüyor. Yazı, yerli orkestrasyon yazılımlarından siber güvenliğe, stratejik kamu alımlarından teknoloji diplomasisine uzanan modüler özerklik yaklaşımını öneriyor.
Üretken yapay zekâ, bilimsel yazarlık, özgünlük ve araştırma dürüstlüğü kavramlarını yeniden tartışmaya açıyor. Araştırma, analiz ve metin üretimi araçlara devredildikçe araştırmacının rolü yazardan küratör ya da editöre kayabiliyor. Avrupa Birliği, ABD ve Çin’in farklı düzenleme yaklaşımları, uluslararası araştırma ortaklıklarında yeni uyum sorunları doğuruyor. Makale fabrikaları, uydurma veri ve görseller ile güvenilmez tespit araçları bilimsel yayıncılığı daha kırılgan hâle getiriyor. Çözüm olarak yasaklardan çok şeffaflık, ham veri paylaşımı ve süreçlerin açıkça beyan edilmesi öneriliyor; AlphaFold ve GNoME gibi örnekler ise teknolojinin bilimsel değerini hatırlatıyor.
5G, yalnızca telefonlarda daha yüksek hız anlamına gelmiyor; cihazları, sensörleri ve araçları düşük gecikmeyle birbirine bağlayan yeni bir altyapı katmanı kuruyor. Akıllı fabrikalar, kestirimci bakım, hassas tarım ve lojistik ağları için gerçek zamanlı karar alma kapasitesi sağlıyor. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi hatlarda uçtan uca izlenebilirlik, Türkiye’nin lojistik rolünü güçlendirebilir. Uzaktan sağlık hizmetleri, sürükleyici eğitim ve dijital kamu hizmetleri de toplumsal fayda alanları arasında yer alıyor. Yerli altyapı, siber güvenlik ve standart belirleme kabiliyeti geliştirilmezse Türkiye’nin üretici yerine yalnızca tüketici kalabileceği uyarısı yapılıyor.
Yapay zekâ altyapısına yönelen dev yatırımlar, yüksek borçlanma, belirsiz talep ve sınırlı kârlılık nedeniyle bir balon tartışmasını büyütüyor. Bazı girişimlerin sağlam iş modellerinden yoksun oluşu, dot-com dönemine benzeyen beklentileri güçlendiriyor. Karşı görüş ise büyük dönüşümlerin ilk aşamalarında birçok oyuncunun elenmesinin, kalıcı kazananların ortaya çıkmasına engel olmadığını hatırlatıyor. Yazıya göre 2025, ne vaat edilen büyük devrimi ne de topyekûn çöküşü getirdi; ekonomik etkiler parçalı, maliyetler ise yüksek kaldı. Asıl mesele, yapay zekâyı en hızlı biçimde yaymak değil, doğru alanlara sürdürülebilir şekilde yerleştirmek.
Yapay zekâ araçlarına sürekli bilişsel yük devretmek, hafıza, dikkat, derin düşünme ve eleştirel değerlendirme becerilerini zayıflatabilir. Dijital unutkanlık ve beceri körelmesi riski özellikle öğrenciler açısından daha belirgin hâle geliyor. Üretken yapay zekâ bağımlılığı; aşırı meşguliyet, yoksunluk hissi ve olumsuz sonuçlara rağmen kullanımı sürdürme gibi davranışsal bağımlılık belirtileri gösterebiliyor. Değişken ödüller, oyunlaştırma ve kullanıcıyı sürekli onaylayan sistem davranışları, kırılgan kişilerde psikolojik riski artırabiliyor. Yazı, etik tasarım ilkeleriyle birlikte eğitimde sınırlar ve bireysel kullanım disiplini geliştirilmesini gerekli görüyor.
Benimseyenden Yenilikçiye: Türkiye’nin Ulusal Güvenlik ve Kapsayıcı Büyümeye Yönelik Stratejik Yapay Zekâ Girişimleri
Teknokutup bir dünyada yapay zekâ kapasitesi, ülkelerin rekabet gücü, ulusal güvenliği ve uluslararası etkisi açısından belirleyici bir unsur hâline geliyor. Makale, politika belgeleri ve örnek olaylar üzerinden Türkiye’nin savunma, sağlık ve eğitim gibi kritik alanlarda teknoloji benimseyen bir ülkeden etkin bir yenilik üreticisine dönüşümünü inceliyor. İnsan kaynağına yatırım, fırsatlara adil erişim ve güçlü veri yönetişimi, dijital uçurumun azaltılması ile kapsayıcı büyümenin temel şartları olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli savunma modernizasyonunun, yeni tehditlere karşı stratejik özerklik ve dayanıklılık sağlamadaki rolü ayrıca değerlendiriliyor. Çalışma, ekonomik gelişme, toplumsal eşitlik ve ulusal güvenlik arasında denge kurulabilmesi için sektörler arası ortaklıkların ve kritik altyapı yatırımlarının güçlendirilmesini öneriyor.
Türkiye'nin önde gelen kurumlarından birinde uzman olarak görev yapmakta; aynı zamanda yazar ve bilgisayar bilimci kimliğiyle çalışmalarını sürdürmektedir. Çeşitli alanlardaki yenilikçi dijital dönüşüm projelerini koordine etme konusunda deneyim sahibidir.
Üniversitelerde yapay zekâ ve alt alanlarında dersler vermektedir. Doğal dil işleme, büyük dil modelleri, açık veri, metaverse, teknolojilerin etik, sorumlu ve güvenilir kullanımı ve dezenformasyon konularında çalışmaktadır.
Araştırmacı ve yazar olarak birçok esere imza atmış, bazı teknik kitapların editörlüğünü üstlenmiştir. Deneyimlerini, çalışmalarını ve fikirlerini televizyon ve radyo programlarının yanı sıra yüz yüze ve çevrimiçi etkinliklerde paylaşmaktadır.
02 Kısa özgeçmiş
Çok Disiplinli Bakış Açısı
Bilgisayar mühendisliği ile yönetim bilimlerini, kamu deneyimi ve toplumsal etki odağında bir araya getiren bir kariyer.