Kriter ve Sabah’ta yayımlanan altı yazıdan, ana savı koruyan kısa okumalar. Özeti inceleyin, ardından özgün yazıya doğrudan geçin.
01
Kriter
Dijital Çağın Emperyalist Gücü: Veri Sömürgeciliği ve Yapay Zekâ
Yapay zekâ ekosistemindeki üstünlük, yalnızca pazar payıyla değil; bilgi, etik ve siyaset üzerinde kurulan güçle ölçülüyor. Yazı, geçmişte hammaddelere yönelen sömürgeciliğin bugün insan zihnini, dili, kültürü ve davranış verilerini hedef aldığını savunuyor. Yerel bilgi, bağlamından koparıldığında küresel platformlar için işlenebilir ve ticarileştirilebilir bir kaynağa dönüşüyor. Egemen yapay zekâ iddiasının, çip ve bulut altyapısı dışarıya bağımlıyken eksik kalacağı vurgulanıyor. Gerçek dijital egemenliğin kritik minerallerden çiplere, veriden modellere ve enerji altyapısına uzanan bütüncül bir strateji gerektirdiği sonucuna varılıyor.
Yapay Zekâ Egemenliği, Yerli Altyapı ve Tedarik Zinciri
Yapay zekâ egemenliği yalnızca yerli bir model veya sohbet robotu geliştirmekten ibaret değil. Veri merkezleri, soğutma sistemleri, enerji, denizaltı kabloları, çipler ve kritik mineraller aynı stratejinin parçaları. Hızlandırıcı pazarındaki Nvidia ağırlığı, TSMC’nin üretim kapasitesi ve Çin’in nadir toprak elementleri işleme gücü küresel darboğazlar yaratıyor. Türkiye’nin savunma sanayiindeki yerlileşme tecrübesi ve ARF ACC gibi altyapıları önemli bir temel sunsa da donanım bağımlılığı sürüyor. Yazı, yerli orkestrasyon yazılımlarından siber güvenliğe, stratejik kamu alımlarından teknoloji diplomasisine uzanan modüler özerklik yaklaşımını öneriyor.
Üretken yapay zekâ, bilimsel yazarlık, özgünlük ve araştırma dürüstlüğü kavramlarını yeniden tartışmaya açıyor. Araştırma, analiz ve metin üretimi araçlara devredildikçe araştırmacının rolü yazardan küratör ya da editöre kayabiliyor. Avrupa Birliği, ABD ve Çin’in farklı düzenleme yaklaşımları, uluslararası araştırma ortaklıklarında yeni uyum sorunları doğuruyor. Makale fabrikaları, uydurma veri ve görseller ile güvenilmez tespit araçları bilimsel yayıncılığı daha kırılgan hâle getiriyor. Çözüm olarak yasaklardan çok şeffaflık, ham veri paylaşımı ve süreçlerin açıkça beyan edilmesi öneriliyor; AlphaFold ve GNoME gibi örnekler ise teknolojinin bilimsel değerini hatırlatıyor.
5G, yalnızca telefonlarda daha yüksek hız anlamına gelmiyor; cihazları, sensörleri ve araçları düşük gecikmeyle birbirine bağlayan yeni bir altyapı katmanı kuruyor. Akıllı fabrikalar, kestirimci bakım, hassas tarım ve lojistik ağları için gerçek zamanlı karar alma kapasitesi sağlıyor. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi hatlarda uçtan uca izlenebilirlik, Türkiye’nin lojistik rolünü güçlendirebilir. Uzaktan sağlık hizmetleri, sürükleyici eğitim ve dijital kamu hizmetleri de toplumsal fayda alanları arasında yer alıyor. Yerli altyapı, siber güvenlik ve standart belirleme kabiliyeti geliştirilmezse Türkiye’nin üretici yerine yalnızca tüketici kalabileceği uyarısı yapılıyor.
Yapay zekâ altyapısına yönelen dev yatırımlar, yüksek borçlanma, belirsiz talep ve sınırlı kârlılık nedeniyle bir balon tartışmasını büyütüyor. Bazı girişimlerin sağlam iş modellerinden yoksun oluşu, dot-com dönemine benzeyen beklentileri güçlendiriyor. Karşı görüş ise büyük dönüşümlerin ilk aşamalarında birçok oyuncunun elenmesinin, kalıcı kazananların ortaya çıkmasına engel olmadığını hatırlatıyor. Yazıya göre 2025, ne vaat edilen büyük devrimi ne de topyekûn çöküşü getirdi; ekonomik etkiler parçalı, maliyetler ise yüksek kaldı. Asıl mesele, yapay zekâyı en hızlı biçimde yaymak değil, doğru alanlara sürdürülebilir şekilde yerleştirmek.
Yapay zekâ araçlarına sürekli bilişsel yük devretmek, hafıza, dikkat, derin düşünme ve eleştirel değerlendirme becerilerini zayıflatabilir. Dijital unutkanlık ve beceri körelmesi riski özellikle öğrenciler açısından daha belirgin hâle geliyor. Üretken yapay zekâ bağımlılığı; aşırı meşguliyet, yoksunluk hissi ve olumsuz sonuçlara rağmen kullanımı sürdürme gibi davranışsal bağımlılık belirtileri gösterebiliyor. Değişken ödüller, oyunlaştırma ve kullanıcıyı sürekli onaylayan sistem davranışları, kırılgan kişilerde psikolojik riski artırabiliyor. Yazı, etik tasarım ilkeleriyle birlikte eğitimde sınırlar ve bireysel kullanım disiplini geliştirilmesini gerekli görüyor.
Türkiye'nin önde gelen kurumlarından birinde uzman olarak görev yapmakta; aynı zamanda yazar ve bilgisayar bilimci kimliğiyle çalışmalarını sürdürmektedir. Çeşitli alanlardaki yenilikçi dijital dönüşüm projelerini koordine etme konusunda deneyim sahibidir.
Üniversitelerde yapay zekâ ve alt alanlarında dersler vermektedir. Doğal dil işleme, büyük dil modelleri, açık veri, metaverse, teknolojilerin etik, sorumlu ve güvenilir kullanımı ve dezenformasyon konularında çalışmaktadır.
Araştırmacı ve yazar olarak birçok esere imza atmış, bazı teknik kitapların editörlüğünü üstlenmiştir. Deneyimlerini, çalışmalarını ve fikirlerini televizyon ve radyo programlarının yanı sıra yüz yüze ve çevrimiçi etkinliklerde paylaşmaktadır.
02 Kısa özgeçmiş
Çok Disiplinli Bakış Açısı
Bilgisayar mühendisliği ile yönetim bilimlerini, kamu deneyimi ve toplumsal etki odağında bir araya getiren bir kariyer.